B2 · ÜNİTE 4 · KONU ANLATIMI

Future in the Past

Geçmişte yapılan bir planı, beklentiyi veya o sırada henüz gerçekleşmemiş bir olayı anlatırken Future in the Past yapılarından yararlanırız. Was going to, would, was about to ve was due to aynı anlamda değildir. Bu ünitede geçmişteki bakış açısını koruyup planlanan olayla gerçekten olanı ayıracaksın.

1. İki zaman noktasını ayırmak

Anlatıcının geçmişte bulunduğu an ile o ana göre daha sonra gerçekleşmesi beklenen olayı ayır. Olayın bugün açısından geçmişte kalması mümkündür; önemli olan geçmişteki kişinin bakış açısıdır. Bir beklentiyi aktarmak, onun gerçekleştiğini garanti etmez.

At nine, I thought the meeting would finish at ten.

Saat dokuzda toplantının onda biteceğini düşünüyordum.

2. Was/were going to: geçmişteki plan

Was veya were going to + yalın fiil, geçmişteki bir niyeti ya da beklenen gelişmeyi anlatır. Planın gerçekleşmediğini kendiliğinden kesin olarak söylemez. Gerçekleşmeyen planı belirtmek için but, however veya başka bir açıklama ekle.

We were going to visit Deniz, but our train was cancelled.

Deniz’i ziyaret edecektik ama trenimiz iptal edildi.

3. Would: geçmişteki tahmin, beklenti ve söz

Geçmişteki düşünce, söz veya tahmine göre daha sonra olacak şey için would + yalın fiil kullanılabilir. Buradaki would otomatik olarak koşul veya geçmiş alışkanlık anlamına gelmez. Ana cümledeki thought, knew veya promised gibi fiiller bakış açısını kurar.

Mert promised that he would call after the interview.

Mert mülakattan sonra arayacağına söz verdi.

4. Was/were about to: gerçekleşmek üzere olmak

Bir eylem çok yakında başlayacakken kullanılan yapı was/were about to + yalın fiildir. Sık sık when ile araya giren başka bir olay anlatılır. Ancak bu yapı, eylemin kesinlikle engellendiğini söylemez; bunu devamındaki olaylar gösterir.

I was about to leave when the phone rang.

Telefon çaldığında tam çıkmak üzereydim.

5. Was/were due to: programa göre beklenen olay

Ulaşım, toplantı veya teslimat gibi programlanmış olaylarda was/were due to + yalın fiil kullanılabilir. Bu, due to traffic gibi isim grubuyla neden bildiren yapıdan farklıdır. Beklenen zaman ile gerçek gerçekleşme zamanı ayrıca açıklanabilir.

The train was due to arrive at eleven, but it arrived at noon.

Trenin on birde varması bekleniyordu ama öğlen vardı.

6. Geçmişe göre tamamlanmış olacak sonuç

Geçmişteki bir kişinin daha sonraki bir sınıra kadar biteceğini düşündüğü iş, would have + V3 ile anlatılabilir. Bu kullanım bağlamdaki beklentiye dayanır; her would have cümlesi gerçekleşmemiş koşul cümlesi değildir. Gerçek sonuç ayrı bir bilgi olabilir.

She expected that she would have finished by Friday.

Cumaya kadar bitirmiş olacağını bekliyordu.

7. Olumsuzluk ve gerçekleşen sonucu belirtmek

Wasn’t going to bir niyetin bulunmadığını, wouldn’t ise geçmişteki beklenti içinde olumsuz bir sonucu anlatabilir. Cümleye in fact veya eventually ekleyerek gerçekten olanı açıklamak, okuyucunun niyet ile sonucu karıştırmasını önler.

I was not going to stay long. In fact, I left after ten minutes.

Uzun kalmayı düşünmüyordum. Nitekim on dakika sonra ayrıldım.

8. Reported Speech ile bağlantı

Will → would dönüşümünü aktarılan konuşmadan tanıyabilirsin. Bu ünitede daha geniş bir anlatım işlevini kullanıyoruz: geçmişteki bir noktadan ileriye bakmak. Bugünkü planı anlatırken going to; geçmişteki planı anlatırken was/were going to seçimini bağlama göre yap.

Yesterday I was going to work at home. Today I am going to use the library.

Dün evde çalışmayı planlıyordum. Bugün kütüphaneyi kullanmayı planlıyorum.

Sık yapılan hatalar

Yanlış: We was going to take the bus.

Doğru: We were going to take the bus.

We ile were kullanılır.

Yanlış: She was about to leaving.

Doğru: She was about to leave.

About to sonrasında yalın fiil gelir.

Yanlış: I thought he will arrive later. (tamamen geçmişteki beklenti)

Doğru: I thought he would arrive later.

Bu bağlamda geçmişteki bakış açısı would ile korunur.

Günlük hayattan mini diyalog

Deniz: Were you going to take the early train?

Erken trene mi binecektin?

Mert: Yes, but I received a message just as I was about to leave.

Evet, ama tam çıkmak üzereyken bir mesaj aldım.

Deniz: Was the meeting going to start later?

Toplantı daha geç mi başlayacaktı?

Mert: Exactly. The organiser said it would begin at eleven instead.

Aynen. Organizatör onun yerine on birde başlayacağını söyledi.

Konunun kısa özeti

  • Geçmişteki plan: was/were going to + yalın fiil.
  • Geçmişteki beklenti veya söz: would + yalın fiil.
  • About to yakın başlangıcı, due to programlanan beklentiyi anlatabilir.
  • Bir planın anlatılması, onun gerçekleştiğini veya iptal edildiğini tek başına kesinleştirmez.

Şimdi alıştırmaları cevap anahtarına bakmadan çöz. Yanlış yaptığın sorularda yalnızca cevabı değil, seçimin nedenini de açıklamayı dene. Son olarak öğrendiğin yapıyla kendi hayatından iki cümle kur.